Sürdürülebilirlik İletişimi Nedir?
Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir hedef ya da iyi niyet beyanı değil.
Bugün sürdürülebilirlik; regülasyonlarla tanımlanan, verilerle ölçülen ve kamuoyuna karşı sorumluluk taşıyan bir alan.
Bu alanın iletişimi ise klasik marka iletişiminden farklı bir uzmanlık gerektiriyor.
Sürdürülebilirlik iletişimi; bir markanın çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanındaki yaklaşımını,
doğru bağlamda ve doğru dilde aktarma sürecidir. Amaç sadece anlatmak değil; anlaşılmak, güven vermek ve tutarlılık sağlamaktır.
Neden “İletişim” Bu Kadar Kritik?
Bugün markalar sürdürülebilirlikle ilgili çok sayıda veri üretiyor: emisyon değerleri, enerji kullanımı, geri dönüşüm oranları,
sosyal etki göstergeleri, uyum süreçleri…
Ancak bu veriler:
-
yanlış çerçevelendiğinde anlamsızlaşır,
-
eksik aktarıldığında şüphe yaratır,
-
abartıldığında ise itibar riski doğurur.
Sürdürülebilirlik iletişimi, bu teknik bilgilerin; kamuoyu, müşteri, yatırımcı ve paydaşlar tarafından doğru şekilde okunmasını sağlar.
Çünkü sürdürülebilirlik alanında sorun çoğu zaman yapılan işlerde değil, nasıl anlatıldığında ortaya çıkar.
Reklam iletişimi; duyguyla çalışır, hızla etki yaratmayı hedefler.
Sürdürülebilirlik iletişimi ise doğruluk, tutarlılık ve süreklilik ister.
Bu alanda:
-
abartı tolere edilmez,
-
yuvarlak ifadeler risklidir,
-
belirsizlik güvensizlik yaratır.
Sürdürülebilirlik iletişimi; mevzuata, raporlama dillerine, sektör gerçeklerine ve gelecek beklentilerine hakim olmayı gerektirir.
Aynı zamanda bu teknik çerçevenin, herkesin anlayabileceği bir anlatıya dönüştürülmesi gerekir.
Bu denge kurulamadığında, iyi niyetli çalışmalar bile karşılık bulmaz.
Doğru kurgulanmış bir sürdürülebilir iletişim:
-
Teknik bilgiyi sadeleştirir
-
Karmaşık süreçleri anlaşılır kılar
-
Markanın güvenilirliğini güçlendirir
-
Riskleri minimize eder
-
Uzun vadeli itibar inşa eder.
Sürdürülebilirlik iletişimi, artık ihracat yapan markalar için yalnızca bir itibar konusu değil; erişim ve rekabet meselesidir.
Bugün özellikle Avrupa pazarında alıcılar, yalnızca ürünün kalitesini değil; ürünün hangi koşullarda, hangi standartlara uygun olarak üretildiğini de sorguluyor. Bu sorgulama artık satış sonrası değil, satın alma kararının öncesinde başlıyor.
Markalar için sürdürülebilirlik verileri; teklif dosyalarında, web sitelerinde, sunumlarda ve kurumsal anlatılarda açık, tutarlı
ve karşı tarafın anlayacağı dilde yer almak zorunda. Aksi halde yapılan çalışmalar ya fark edilmez ya da güven üretmez.
Sürdürülebilirlik iletişimi, yerel bir anlatıyı küresel beklentilere uygun hale getirir.
Teknik doğruluğu korurken, uluslararası paydaşların alışık olduğu dili ve çerçeveyi kurar.
Çünkü mesele sadece üretmek değil; ürettiğini doğru anlatabilmek ve o anlatıyla pazarda kalıcı olabilmektir.
Oblo Creative’in Yaklaşımı
Oblo Creative olarak sürdürülebilirlik iletişimini bir kampanya konusu değil, stratejik bir marka disiplini olarak ele alıyoruz.
Veriye hakim, regülasyonları bilen ve iletişim dilini buna göre kuran bir yaklaşım benimsiyoruz.
Ne eksik anlatıyoruz, ne de gereğinden fazla iddia ediyoruz.
Teknik doğruluğu korurken, mesajın herkes tarafından anlaşılmasını sağlıyoruz.
Bugün markalar için mesele “ne yaptığını söylemek” değil, yaptığını doğru anlatabilmektir.
Sürdürülebilirlik iletişimi tam da budur.
Ve doğru yapıldığında, sadece bugünü değil, markanın yarınını da inşa eder.
Yeşil kelimeler değil, doğru çerçeve fark yaratır.
Oblo Creative.
Sürdürülebilirliği anlatmaz;
anlaşılır, güvenilir ve tutarlı hale getirir.
